Copright Ümmülkura 2013

Tekfir Meselesi Etrafında Araştırmalar

(Burhan İlmi Araştırmalar Merkezi Seri. 1)

Zaman zaman toplumlarda zararlı öyle fikir ve akımlar zuhur eder ki, bunlardan bazıları kimse onların varlığından bile haberdar olmadan yok olup giderler. Bazen de etkileri yüzyıllarca sürecek menfi tesirler bırakırlar. Tarihsel adıyla haricilik, bu ikinci tür akıma verilecek belki en çarpıcı örneklerden birisidir. Günümüzdeki şekliyle tekfir akımı olarak bilinen akımın adı, tarih boyunca müslümanlara geçmişte yaşanan kötü hatıraları anımsattığı gibi günümüz nesillerine de acı meyvelerini halen tattırmaktadır.

Ümmülkura Yayınevi olarak İslam dininin, aklın, tarihi ve sosyal tecrübelerin zararlı oldukları konusunda bütünüyle birleştiği böylesine önemli bir konuyu ele almak istedik. Çünkü bizler Türkiye’de İslami kesim içerisinde bu konuların yeterince ele alınıp, cesaretle eleştirel tarzda tartışılmadığı kanaatindeyiz.  Böylece konu hakkında seçkin ilim adamlarınca ele alınan bir araştırma serisi yayınlamaya karar verdik. Okuyucularımızın haricilik fikri ve tekfir akımı etrafındaki araştırmalara yer verdiğimiz dokuz kitaptan oluşan bu seriyi inceleyerek bu konuda oldukça detaylı bilgi sahibi olabileceklerini düşünüyoruz.  Bu açıdan böylesi önemli bir konuda bizlerin insanlara doğru bilgiyi ulaştırmayı hedef edinen “bilginin ışığında” yürümek misyonumuz adına kayıtsız kalmamız düşünülemezdi. Burada kendisinden muvaffakiyet dilediğimiz Rabbimize minnet ve hamdı ifade ettikten sonra, bizi böyle bir meseleyi ele almaya teşvik eden, her zaman kendilerini hayırla yad ettiğimiz, bizlere yol göstermekten hiçbir zaman geri durmayan Kur’an’ın ifadesiyle rasihun hocalarımızı ve ilim adamlarımızı şükranla anıyoruz.

Bu konuda duyarlı birçok kardeşimizi memnun edeceğini bildiğimiz söz konusu seri’nin önemli bir boşluğu dolduracağını düşünüyoruz. Öte yandan gerçek yüzleri bizce malum olan, ancak kitap ve sünnetle meşgul olan kesimlerce aklıselim ile hareket edeceği ümit edilen, kimi davet ve yayın işiyle iştigal iddiasındaki çevrelerin bu konuya kayıtsız kalmalarının ve hatta tekfircileri özendirecek tarzda yazılı ve görsel yayınlar yapmalarının, bazı duyarlı kardeşlerimiz için hayal kırıklığı ve üzüntü vesilesi olduğunu gördük. Bu kardeşlerimiz, üstüne üstlük özendirilmesini umdukları seri kitaplarımızın, aklıselim zannettikleri çevreleri rahatsız ettiğini gördüklerinde şaşkınlığa düştüler. Halbuki, söz konusu çevrelerin bu kitapları özendirip teşvik etmesi şöyle dursun, seri kitaplarımızın hemen yayınlanmasından itibaren, tepki göstermeleri bizce doğal olan tekfircilerle kol kola, kitaplara karşı bir ambargoya girişmeleri, aslında bizce malum olan içyüzlerinin ortaya çıkmasından başka bir şey değildi. Bu yüzden, rahatsız olmaları bizde bir şaşkınlığa sebebiyet vermemiş; keza bu yönüyle gerçek yüzlerini ortaya çıkaran serimiz, turnusol kağıdı vazifesi görmüştür. 

Dokuz kitaptan oluşan “Tekfir Meselesi Etrafında Araştırmalar” isimli serinin ilk kitabı olan Din ve Akıl Ölçeğinde Provokatif Cihad Söylemi adlı araştırma “Ahd yoktur! Zimmet yoktur! Eman yoktur!” tarzı provokatif söylemleri değerlendirmenin yanı sıra alimlerin bazı tedhiş (terör) eylemlerini değerlendiren fetvalarına yer verir.

Serinin ikinci kitabı olan Tekfir ve Tedhiş Senaryolarına Yönelik Alimlerin Fetvaları adlı araştırmamız da yer verdiği kesin fetvalarla bu tür tuzak ve senaryolardan korunup kurtulmanın, dinin, mukaddes değerlerin, canların selamette olmasının yollarını beyan eder.

Serinin üçüncü kitabı Şiddet Olgusu Özelinde Manipülatif Eylemler ve İslam adlı araştırma terör eylemlerinin İslam dinine mal edilmesine hizmet eden manipülasyonları ve bu çerçevede İslam dini açısından yeryüzünde fesat çıkarmak ve bozgunculuk konusunu sebep ve sonuçlarıyla değerlendirir.

Serinin dördüncü kitabı İslam ve Sosyal Bütünlük /  Yöneten Yönetilen İlişkileri adlı araştırma İslam dininin sosyal bütünlüğe verdiği öneme dikkat çekerek yöneten yönetilen ilişkilerine dair birçok mütevatir rivayete yer verir.

Serinin beşinci kitabı Harici Zihniyetin Tekfir Dayatmacılığı / Allah’ın İndirdikleri İle Hüküm Meselesi adlı araştırma, belirli bir zihniyetin tekfirin aracı olarak kullanmak istedikleri Maide 44, 45 ve 47. ayetleri etrafında, müslümanları tekfir etmek için zorlama yorumlarla giriştikleri dayatmayı gözler önüne sermektedir.

Serinin altıncı kitabı Tarihten Bugüne Haricilik ve Yansımaları adlı araştırma, hariciliğin şer’i ve tarihi boyutundan bahsettikten sonra bu hareketin eski ve yakın tarihin yanı sıra çağdaş örnekleri ile müslümanların başına açtığı felaketlere yer verir.

Serinin yedinci kitabı İrca Fikri ve el-Elbânî’ye Yapılan Mürciî Yakıştırması adlı araştırma söz konusu zihniyetin insanları tekfir edebilmek için büyük alimlere bile taan etmekten geri durmadıklarını gösterir.

Serinin sekizinci kitabı Hak ve Sorumluluklar Temelinde Ulema Ümmet İlişkisi adlı araştırma maslahat-mefsedet dengesi şeriatın, şeriatın maksatlarının, vakıanın, maslahat ve mefsedetlerin mertebelerinin anlaşılması hususunda avamın yegane merciinin alimler olduğunu ortaya koyar.

Serinin son kitabı olan Haricilik Fikrinden Cahiliye Toplumu Fikrine Dini ve İdeolojik Yönleriyle Tekfir adlı araştırma haricilik fikrini, çağımızda Seyyid Kutub ve Mevdudi gibi teorisyenlerin Müslüman toplumu kastederek, geliştirdiği Cahiliye Toplumu Nazariyesi etrafında aldığı şekil bakımından da inceleyerek, tekfir meselesini dini ve ideolojik yönleriyle irdeler. 

Giriş kısmında söz ettiğimiz gibi, “Bilginin ışığında” ilkesiyle eserler yayınlamaya devam eden Ümmülkura Yayınevi, dini ve sosyal yaralar açan böylesine önemli bir meseleyi göz ardı etmek istememiştir. Bu öyle bir meseledir ki, açtığından bahsettiğimiz dini ve sosyal yaralar öylesine derindir ki, dokuz kitaba değil belki doksan kitaba sığmayacak hacimde yer tutabilir. Bu noktada, diğer Müslüman ülkelerle birlikte ülkemizi de tehdit eden ciddi bir sorundan söz ettiğimizin farkında olmamız gerekiyor. Seri’miz içerisindeki kitapları inceleyen okuyucularımız dini, ideolojik ve sosyokültürel etkileri yanında, salt bir asayiş sorunu olarak ele alınamayacak kadar derin etkileri olan, jeopolitik algılara yön veren bir fitneden bahsedildiğini; hanif dini İslam’ı bütün dünyada bir tehdit olarak algılatan bu fitne odaklarının yardımıyla, bunların illüzyon ve manipülasyonları marifetiyle koca ülkelerin nasıl yerle bir edildiğini göreceklerdir. Bu başıbozuk akımın, evvelden beri planlarını adım adım uygulayan batılı güçlerin, müslümanların mahremlerine saldırılarının piyonu olmaya ne kadar hevesli olduğunu ve tehdidin sınırlarının, mukaddes beldeler dahil bütün İslam coğrafyasına nasıl yayıldığını esefle müşahede edeceklerdir.

Bu fitnenin, maddi etkileri yanında insanlar arasındaki vicdan, merhamet gibi en temel insani duyguları ya da tevazu ve yakîn gibi en önemli dini melekeleri dahi köreltebilecek psikolojik, ailevi vb. etkileri de mevcuttur. İşte tam da burada seri kitaplarımız içinde zaten yer alan, haricilik fikrinin açtığı problemlerden, tüm topluma mal olan kötü sonuçlarından, maddi gözle görülebilir etkileri sayılabilecek fikrin altyapısından, akımın kendisinden ve eylemlerinden ziyade, onu hazırlayan münbit şartların başında gelen bazı psikolojik unsurlardan bahsetmek istiyoruz. Bu psikolojik unsurlar belki dini yaşantımızdaki pek çok olumsuzluğun da sorumlusu olan ve patolojik olarak tanımlanabilecek unsurlardır. Dini hayatta ortaya çıkan kimi sapkın ve dejenere anlayışların hep sorunlu kişiliklerden kaynaklandığı görülür. Böyle ruh sağlığı ile ilgili sorunlarını yahut tatminsiz egosunu, ilgisini dini alana kaydırdıktan sonra bu kez dinsel farklı tezahürlerle ortaya koyan ve çoğu cemaat, grup, tarikat vb. yapılarda rastlanan tipte kişiliklerin payı azımsanmayacak boyuttadır. Kendisini peygamber zanneden, mehdi zanneden, vahiy aldığını iddia eden, akıl sağlığı yerinde olmayan meczup kimselerden söz etmiyoruz. Sorun bu kadar kendisini açıktan açığa belli eden, herkesin görüp teşhis edebileceği bir hastalık olmaktan daha karmaşıktır. Çeşitli sosyoekonomik ve sosyokültürel etkenler yahut çocuklukta maruz kalınan çeşitli psikolojik baskılar sonucu yahut başka etkenlerle, tahsil ve iş hayatında hak ettiğine inandığı yere gelemediğini düşünen, kimi sorunlu insanların din gibi, kendilerini daha rahat ifade edebilecekleri ve mutlaka birilerince kabul görecekleri bir alana yönelmeleri dini yaşantıyı ciddi boyutta tehdit etmektedir.  

Tekfir akımının yeşermesinde de bu psikolojik unsurların oldukça etkili olduğu unutulmamalı! İslam dininin temel değerlerini hiçe sayan, hatta babalarımızdan ve örfümüzden miras sosyal ve kültürel değerlere savaş açan bu patolojik tavır aslında kendisini, bu fikre kapılanların önce bizzat kendi yaşamlarında gözlenen ailevi sorunlarla kendisini belli eder. Ardından tekfir fikriyle, anne babasından başlayarak bütün toplumu tekfir eden ve kendisinden başka kimseyi gerçek müslüman?! saymayan bireyler ortaya çıkarır.

Değindiğimiz bu fikirlerin yeşermesi için adeta münbit bir arazi yaratan başka bir psikolojik unsur ise, hoca kılığındaki bazı problemli kişiliklerdir. Bunlar olması gereken hoca profilinin hayli dışında, vazifesi olmayan ve gereksiz her konuda bilir bilmez konuşmayı adet edinen, bu yolla kısa zamanda şöhrete kavuşan ve değişik sebeplerle, olduğundan farklı gözükme peşindeki şahsiyetlerdir. Bazı şeyleri hazmedemeden yutmak durumunda kaldıkları için kendilerinde bir çeşit kendini beğenme ve kendini başkalarından üstün görme eğilimi ortaya çıktığı gibi, diğer taraftan İslam’ın bütün bireylerde bulunmasını öngördüğü tevazu ve yakin sıfatları kaybolup gitmiştir. Özellikle de bunun bazılarında gerçekten bir kişilik sorununa dönüşen bir hal aldığı gözlemlenir. Hiçbir tahsili veya icazeti olmadığı halde insanın hoca, şeyh gibi payelere ya da daha etkili gözükmesi için birtakım yaşı küçüklerin ebu falan, ebu fulan gibi arabi künyelere bürünüp kendisini olduğundan başka birisi gibi takdim etmesi, bu kişilik zafiyetinin ve riyakarlığın en açık göstergesidir. Eskilerde ibadet ve taatlerini tevazu ve yakin içinde yaptıklarını gördüğümüz yaşlı büyüklerimizi hiç şu zamanki kadar özlememiştik. Zira kibir ve riyakarlıkla yoğrulan ve sürekli iyiden kötüye evrilen dini yaşamımız abi, büyük, mürşid, hoca, şeyh vb. unvanları bir çırpıda kendilerine mal eden zümrenin yol göstericiliğinde yoldan sapmıştır. Böyle sokaktan mezun hocalığa dünkü çocukların, çeşitli esnaf ve zanaatkarların fazla ilgi göstermesi kısa zamanda birçok mezunlar?! verdi. Böylece durum maalesef bahsettiğimiz çirkin hali aldı. Gerçek yüzünü bilmedikleri bu zümrenin de marifetiyle, Tekfir gibi sapkınlığı belli çarpık fikirler karşısında bazı iyi niyetli kesimlerin direnci ve bağışıklığı zayıfladı. Zehirlenmeleri kaçınılmaz oldu. Bu, ancak ehil olanların işgal etmesi gereken konum ve makamları ehli olmayanların işgal etmesinin tabii bir sonucudur. Böylece tıpkı sahte doktorların halk sağlığını tehdit altına alması gibi, kendini dini ilimlere ehil ve yetkin gören çoğu tahsilsiz, hoca, davetçi, şeyh vs. etiketlere meraklı bireyler sayesinde dini yaşantımız tehdit altına girdi.

Biz, hakkı talep eden iyi niyetli kardeşlerimize genel olarak dini tüm meselelerde özellikle de yukarıda işaret ettiğimiz, kötü sonuçları tüm topluma mal edilen meselelerde yegane söz hakkının ilim ehlinde olduğunu hatırlatır, böyle hassas konularda ilimden ve alimlerin yolundan uzak bir şekilde hevalarının doğrultusunda yazılı ve görsel medyanın tüm imkanlarını kullanarak insanları sapıtan her türlü odaktan uzak kalmaları konusunda kendilerini uyarırız. 

Yüce Allah’tan bizleri her türlü inhiraf, bela, musibet, maddi ve manevi hastalıklardan selamette kılmasını niyaz ederiz.

Eserin adı:
Din ve Akıl Ölçeğinde
Provokatif Cihad Söylemi
Ümmülkura Yayınevi
Ümmülkura Yayınevi P.K. 123 Levent/İST.
Tel./Faks: (0212) 324 97 10
www.ummulkura.com.tr
burhanbey@hotmail.com.tr
Burhan Yay›ncılık Turizm ve Operasyonel
Kiralama Hizm. Tic. Ltd. Şti.
Eserin adı:
Tekfir ve Tedhiş Senaryolarına Yönelik ALİMLERİN FETVALARI
Eserin adı:
Tarihten Bugüne Haricilik ve Yansımaları
Eserin adı:
Şiddet Olgusu Özelinde Manipülatif Eylemler ve İslam
Eserin adı:
İrca Fikri ve El-Elbani'ye Yapılan Mürcii Yakıştırması
Eserin adı:
İslam ve Sosyal Bütünlük Yöneten ve Yönetilen İlişkileri
Eserin adı:
Harici Zihniyetin Tekfir Dayatmacılığı
Allah'ın İndirdikleriyle Hüküm Meselesi
Eserin adı:
Hak ve Sorumluluklar Temelinde Ulema Ümmet İlişkisi
Eserin adı:
Dini ve İdeolojik Yönleriyle Tekfir
Ziyaretçi
Eserin adı:
Şiddet Olgusu Özelinde / Manipülatif Eylemler ve İslam

Eserin Müellifi:
Ebu'l-Hasen Mustafa b. İsmail es-Süleymani

Şiddet Olgusu Özelinde / Manipülatif Eylemler ve İslam
         "şüphesiz ki İslam, insanların dinlerini, canlarını, bedenlerini, namuslarını akıllarını ve mallarını korumuştur... Be beş zaruri şey korunduğu sürece dünya güven ve barış içinde olacaktır. Fakat bunlar ihlal edildiğinde suçların ve cinaetlerin çoğalacağı muhakkaktır.... "ınsanlardan öylesi de vardır ki, dünya hayatına ilişkin öszleri senin hoşuna gider. Bir de kalbindekine (sözünün özüne uyduğuna) Allah'ı şahit tutar. Halbuki o, düşmanlıkta en amansız olandır. O, (senin yanından ) ayrılınca yeryüzünde bozgunculuk yapmaya, ekin ve nesil yok etmeğe çalışır. Allah ise bozgunculuğu sevmez." (Bakara, 2/204205) Ayrıca Allah'u Teala: "düzene sokulduktan sonra yeryüzünde bozgunculuk yapmayın." (A'raf , 7/56) buyurmuştur.

          Bu ayetin tefsirinde İbn Kesir şöyle demektedir: "allah Teala yeryüzünde fesad çıkarmayı yasaklamaktadır. İslah olmuşken fesad çıkarma ne kadar zararlıdır.

          ... Ayrıca Kurtubi bu ayetin tefsirinde şöyle dedi: "allah'u Teala hertürlü fesadı yasakladı -azını veya çoğunu- islah olmuşken fesat çıkarmak genel olarak, sahih olan görüşe göre...
Ebu'l-Hasen Mustafa b. İsmail es-Süleymani